19 Haz 2026
Ateş-Güneş Olayı
14 May 2026
Dominasyon utkuyla taçlandı, 27 için konsantrasyon Mantra; Forselasyon
9 Mayıs gecesi…Gala 4-2 Antalya
Unutulmaz bir final
Rams Park’ın üstünde sadece meşaleler değil,
yılların özlemi yanıyordu.
İki kez düştü Galatasaray.
İki kez susturmaya çalıştılar tribünleri.
Ama bazı takımlar geriye düşünce korkar,
bazıları ise hatırlar kim olduğunu.
Ve o gece Aslan hatırladı.
50.000 yürek aynı anda ayağa kalktı.
Bir çocuk babasının omzunda ağladı.
Bir adam yıllar önce kaybettiği arkadaşını düşündü.
Bir anne camdan dışarı baktı,
sokaktan gelen “Cim Bom Bom” sesini duyup gülümsedi.
Çünkü bu sadece bir şampiyonluk değildi.
Bu, bir ömrün yeniden gençleşmesiydi.
We fell.
We rose.
And finally… we became eternal.
Son düdük çaldığında dünya yerinden yerinden oynadı.
26. Şampiyonluk bayrakları köprülere asıldı.
Sarı kırmızı ışıklar geceyi sabaha bağladı.
İcardi ellerini tribüne açtı.
Taraftar şarkıyı göğe bıraktı.
Ve Galatasaray, çıktığı gibi geldi.
Canı yananların,
umudunu kaybetmeyenlerin,
Mayıs gelince yeniden inananların takımı oldu yine.
Bir çocuk o gece defterine şunu yazdı:
“Ben Galatasaraylıyım.
Çünkü bazı hikâyeler sadece kazanmaz…
ölümsüz olur.”
Övünün büyükler.
Sevinin küçükler.
Çünkü Galatasaray
bir tarih değil artık.
Bir efsane.
Ve efsanelerin mevsimi hep aynıdır:
Mayıslar bizimdir.
Dominasyon utkuyla taçlandı, 26 bayrakları köprülere asıldı, durmak yok, durursan düşersin, tam konsantrasyon yolumuz 27 yoludur.
Mantra; Milyonlarca çocuk yanılıyor olamaz, FORSELASYON.
30 Tem 2025
30 Temmuz; Bir Tarih Diyalektiği Döngüsü
"Bir Çağın Adı: 30 Temmuz"
Bugün sadece bir tarih değil.
Bugün bir çağ.
Bugün bir döngünün tamamlandığı, yeni bir destanın başladığı gündür.
🗓️ 30 Temmuz 1996 – Bir efsane indi bu topraklara.
Karpatların Aslanı, Fatih’in askerleriyle bir destan yazdı.
Gheorghe Hagi, Sarı-Kırmızı bayrağı bir medeniyet gibi dalgalandırmaya başladı.
Ve o gün, Galatasaray’ın alnına Avrupa haritası çizildi.
🗓️ 30 Temmuz 2023 – Tribünler yeniden ayaktaydı. 5. Dalga Galatasaray çocukları çağırdı.
Arjantin’in kalbinden gelen adam, çığlıklarla karşılandı.
Mauro Icardi, bir mantra, bir manifesto yayınladı.
"Gala zaten büyüktü, biz daha da büyük yapacağız"
🗓️ 30 Temmuz 2025 – Victor Osimhen.
Maskesiyle, yüreğiyle, sevdasıyla. Karizmadan, imajdan taviz yok, daha da büyüyeceğiz.
Köprüler kilitlenecek, caddeler dolacak.
Uçaklar değil yıldızlar inecek piste.
100.000'lerce Galatasaraylı, bir oyuncuyu değil, bir devri karşılayacak.
Bugün sıradan bir transfer günü değil.
Bugün, Galatasaraylı olmanın ne demek olduğunu bilmeyenlere anlatma günü.
Bugün, geçmişle geleceğin el sıkıştığı, kalplerdeki Aslan’ın yeniden kükrediği gün.
📍 Hagi ile başladık,
📍 Icardi ile hatırladık,
📍 Osimhen ile sonsuzluğa yazıyoruz.
Bu sadece bir futbolcu transferi değil.
Bu, Büyük Galatasaray Taraftarının rüyası.
Bu, bir arma için nefes almak.
Bu, GALATASARAY.
Dünyanın bittiği yerde Galatasaraylılık başlar.
Parlayadur, çünkü 30 Temmuz artık takvimde değil, tarihin altın sayfalarında.
12 Haz 2025
PARLAYADUR
Re re re, ra ra ra Galatasaray Galatasaray Cim Bom Bom Bom sesleriyle hıçkırarak, boğazımız düğümlenerek gönderdik Galaxi’ye Galatasaray’ın 5. Takım yıldızını.
Safarinin yerlilerinin
ritmik tamtamlarından, pampaların gaucholarının ateşli tangolarına, kutupların
buz avcılarının kristal sessizliğinden, çöl bedevilerinin kum şarkılarına, Amazonların
orman bekçilerinin yemyeşil fısıltılarından Himalayaların bilge keşişlerinin kadim
mantralarına, Pasifiklerin dalga dansçılarının okyanus senfonisinden,
Sibirya’nın göçebe çobanlarının rüzgar türkülerine, Sahra’nın yıldız
toplayıcılarından Ant dağlarının kutsal kondorlarına, Ganj’ın bereket
dualarından, büyük mercan resifinin renk cümbüşüne kadar dünyanın bütün
koordinatlarında GALAXI’nin en görkemli meşalesi olarak sonsuza dek PARLAYADURACAK.
17 May 2025
''2000'' Galatasaray'ın Altın Yılı
17 Mayıs 2000, 25.yıl aziz hatırasına
Tarih, 3 Kasım 1999 günlerden Çarşamba, Ali Sami Yen Stadı tribünlerindeyiz. Şampiyonlar Ligi gurubunda son maçımız, biz bitti demeden bitmeyecek umutluyuz. Milan’ı yenersek yola devam ediyoruz. 2-1 yenik durumdayız. Süre tükeniyor, heyecan dorukta gol için yükleniyoruz, elenmek üzereyiz.
Dakika 88 durumu 2-2 yaptık, Ali Sami Yen’i '' Haydi
Cim Bom haydi! Tam zamanı tam zamanı
şimdi!'' sesleriyle inletiyoruz.
Ve sonunda beklenen o zaman geldi. Maçın bitmesine saniyeler
kala penaltı kazandık. Nefesler tutuldu topun başında Ümit Davala, ölüm
sessizliği, Ümit Davala’nın topu ağlara göndermesiyle sanki gök gürledi.
Koskoca Milan sonuncu olarak eve döndü.
Bizim macera işte böyle başlamıştı
Önce İtalyan takımı Bologna'yla eşleştik. Bu takım hakkında
bilgileri araştırdık, renkleri kırmızı maviydi.
Adı Kızıl Şehir olan bir kentin takımıymış, ilk maç için takımı
deplasmana yolladık.
Ekran başındayız, tüm amacımız buradan en azından yenilmeden
maçı Ali Sami Yen’in taraftar coşkusuna getirecek sonuçla dönmekti.
Ben Cim Bom'un en büyük maceralarının birinden 5 gün sonra
doğmuşum. Deplasmanda 3-0 yenildiğimiz İsviçre’nin Neuchatel Xamax takımını 5-0 yenerek tarihe geçmişiz. Her
Galatasaraylı çocuk bu büyük kader maçının hatırasıyla büyümüştür.
İtalya’dan 1-1 berabere ve umutla dönüyoruz, Tur İstanbul’a
kaldı. Gerisi bizde, Karşılaşma günü geldi çattı ben de maçtayım, Büyülü Ali
Sami Yen Stadının kutsal tribününde kapalıdayım. Maçı harika bir oyunla, 2-1
kazandık, günleri ve oynadığımız maçları sayıyordum. Finale ben de
gideceğim.
Bir üst turun kurları çekildi. Alman takımı Borussia Dortmund'la eşleştik, Almanya'nın en büyük takımlarından birisi. Spor dünyasında, kadrosundan adından çok statlarıyla anılıyor.
Babamlar Borussia Dortmund deplasmanına Almanya’ya gidiyor.
“Beni de götür!” diye ağladım, ama babam, “Söz verdim,
finale götüreceğim seni.” Diye
avuttu.
Yine heyecanla televizyonun karşısına geçtik, maçın
başlamasını bekliyorduk. Dakikalar bir türlü geçmek bilmiyordu. Nihayet
televizyon Almanya'ya Westfalen Stadına bağlandı.
Taraftarlar arasında kale arkası tribünleri sarı duvar diye
biliniyordu.
Gözlerimize inanamıyorduk, sarı duvar kırmızı duvar olmuştu.
Belki de tarihlerinde bir ilk 80.000 kişilik Stadın tamamına yakını
Galatasaraylıydı.
Galatasaray bir his takımıdır, arkasında inanmış bir
taraftar varsa orada kupa vardır, şampiyonluk vardır. Hagi'nin önderliğinde muhteşem bir futbolun ardından,
2-0 galip İstanbul'a döndük.
Ve elbette yine Ali Sami Yen kapalı tribünündeyim. Kontrollü
bir top oynadık, sahamızda geri dönüşlerine izin vermedik, kalemize
yaklaştırmadık 0-0 biten maçtan sonra, bir Avrupa takımını daha elemiştik.
Ne demişti büyük kurucumuz Ali Sami Yen? ''Amacımız
bir renge ve isme sahip olmak, Türk olmayan takımları yenmek'' Rengimiz turuncudan iz taşıyan tok bir güneş
batımı sarısı, vişneye çalan yeni kabuk bağlamış yara kırmızısı, Adımız
Galatasaray, sembolümüz Aslan.
Gün geldi Takım İspanya'ya, biz ailecek Kaş'a tatile gittik.
Maçı televizyondan izliyoruz. Aslanlar
gibi sahaya çıktı oyuncular var güçleriyle oynuyorlar, top rakibe geçince de
sahamızı canla başla koruyoruz, geçit vermiyoruz. Maçı kazanacağımız 15
dakikada belli oldu. Sıra önümüze çıkacak takımda. Maçı 4-1 Aldık. Sevinçliyiz.
İstanbul'a huzur ve güvenle döndük. Kendi stadımızda bir
moral maçı oynadık, boş geçemezdik. Çimlere bir Avrupa takımı daha serdik. 2-1
yendik.
Mutluluktan uçuyorum.
Final maçını Danimarka’da Parken ‘de canlı izleyeceğim.
İngiltere’den Leeds United geldi İstanbul’a. Büyük Takım, 3
kez Avrupa Kupası’nı kaldırmış, 2 final kaçıran İngiliz futbolunun büyük
takımı. İlk maçı kendi sahamızda oynuyoruz.
Maçtan bir gün önce taraftarlar arasında kavga çıktı.
İngiliz taraftarları kavgacılığıyla ünlü. Taksim’de üzücü olaylar oldu.
Maç bu yüzden aşırı güvelik önlemleri alınmış şekilde, çok
gergin başladı. Hepimiz çok üzgündük, tribünlerde de önceki maçların coşkusu yoktu,
yine de takım güzel bir oyunla elinden geleni yaptı. Kalemizde pozisyon
vermeden maçtan 2-0 galip ayrıldık.
İlk maçın galibiyet morali ile takım İngiltere’ye gitti.
İstanbul’daki olaylar yüzünden deplasman maçına Galatasaray seyircisi alınmadı,
Statları Ellen Road'da çok gergin bir maç oynandı, bizim tek bir amacımız
vardı, Final için Parken'e gitmek. Galatasaray ismine tarihine imajına yakışır
bir oyun çıkardı.
Leeds United olanca gücüyle saldırıyor, biz direniyorduk.
Karşılıklı goller atıldı, 2-2 bittiğinde evde kucaklaşmalar, final maçı
hazırlıkları çoktan başlamıştı.
'' Avrupa Avrupa duy sesimizi, işte bu Cim Bom ‘un
ayak sesleri'' tezahüratlarıyla bizim uçak iniş yaptı. Havaalanını sarı
kırmızıya boyadık.
Deniz kıyısında dolaşıyor, kafelerde vakit geçiriyoruz. O sırada gözüme bir heykel ilişiyor, yanına
gidiyoruz, sarı kırmızı atkılarla süslenmiş. Deniz Kızı heykeli. Hep adını
duyardım, şimdi görmüş oldum. Demek ki Deniz Kızı Danimarkalıymış. Babam
masalcı Hans Christian Andersen'in de Danimarkalı olduğunu söyledi.
Andersen'den Masalları dinlemiştim. Başka yerleri ülkeleri gezmek, genel kültür
açısından çok önemliymiş, bunu yaşayarak gördüm.
Kopenhag şehrinin en büyük meydanı Tivoli'deyiz, meydanda Arsenal ve Galatasaray renklerinden başka bir şey görünmüyor, taraftarlar ayrı ayrı kafile halinde marş söylüyor, yürüyor, geziyor, maç saatini bekliyor.
Derken her iki takım taraftarı arasında büyük bir kavga çıktı,
babam spor kardeşlik, dostluktur diyordu.
Bu kavgalar sportmenliğe hiç yakışmadı. Atlı polisleri ilk defa orada
gördüm. Çok korktum, Babamla beraber o kargaşadan çıktık. Rastladığımız bir
kafede birer çay içtik.
Ne güzel başlamıştı oysa meydandaki taraftar coşkusu. Ben
aynı yaşımdaki bir Arsenal taraftarı çocukla tanıştım, hatta birbirimize
sarıldık, resim çekildik. Çocuklara kalsa her şey, ne güzel idare ederdik
Dünyayı. Aynı ortamda büyükler itişip kakışırken çocuklar birbirlerine
sarılıyorlardı.
Tribünlerdeyiz artık, binlerce taraftarın ilk uğrak yeri, ilk sınav yeridir tribünler. Annemin karnında bile maça gitmişim, Ali Sami Yen'deki hemen hemen her maça gittim, ama bu başkaydı. Başka bir ülkede, başka bir stadyumda en büyük maceramızın küçük bir taraftarıydım. Parken stadının büyük bir bölümünü Galatasaray Taraftarı doldurmuştu. Biz kale arkası tribününü kırmızı formalarımızla tek renge boyamıştık.
Kırmızı formalarımızla tribünlerdeyiz, hepimizin üstünü örten bir flama açtık sabırsızlıkla başlama saatini bekliyoruz. Takım ısınmak için sahaya çıkmak üzere, soyunma odasının durumunu tahmin edebiliyoruz. Fatih'in Aslanları kükremek için artık dakikalar sayıyordu. İmparator son sözlerini söylüyordu. ''Topun olduğu yer pozisyondur. İlk dakikadan son dakikaya kadar oyunu biz oynuyoruz arkadaşlar. Rapid maçıyla başladık, Aslan gibi oynadınız, kazandınız, kazanacaksınız, şampiyonsunuz ve öyle anılacaksınız, Allah Yardımcınız olsun''
Ve o unutulmaz gece. Kale arkası tribünü yürek atışlarım en üst seviyede. Muhteşem, stadı inleten '' Cim Bom Bom'um sen çok yaşa, canım feda olsun sana. Hiçbir şeye değişilmez, senin sevgin bu Dünya'da'' tezahüratı. Yandan dışarı giden şutumuzda bom boş bekleyen futbolcumuzun ofsaytta olmadığını anladığımız an, ah vah sesleriyle ilk yarının bitişi. İkinci yarı başında önümüzdeki sol direğe topumuzun çarpıp dışarı çıkması, Capone'nin Seamana çektiği şut, can havliyle kale önüne kadar gelen futbolcumuzun dokunamayışı. Kapışmaya devam maç berabere bitti, ekstra zamanda uzatmalardayız.
Ve maçın son saniyesine kadar artık susmayacağımız bir marşa
başladık.
Bu ağaçlar güzel kuşlar yürüyelim arkadaşlar.
Sesimizi yer gök su dinlesin, sert adımlarla her yer
inlesin, inlesin.
Bu gök deniz nerde var, nerede bu dağlar taşlar.
Bu ağaçlar güzel kuşlar, yürüyelim arkadaşlar.”
Takımımızın insan üstü direnişi. Maçın uzatmalara gidişi. Uzatmalarda Hagi'nin gördüğü kırmızı kart, dehşetli susmayan taraftar, direnen 10 kişi Galatasaray. Umutlar tükenmiyor, buradan kupasız dönemeyiz yumruklar sıkılı taraftar birbirine sarılı. Endişe tavan yapmış, yine de tribünler son nefesi yırtılırcasına bağırıyor. Uzatmaların ilk bölümü bittiğinde sarı üniformalı bir stewardın İngilizce “kazanacaksınız, you will win'' dediğini hatırlıyorum. Sanki ona inandım heyecanım bir an yatıştı ve son 15 dakika, Arsenal, 10 kişi kalmış Galatasaray’a var gücüyle saldırıyor, Galatasaray tribünlerle kenetlenmiş Aslan gibi savaşıyor ve sağdan Marc Overmars kaleye yaklaşıp ortayı kesiyor. Hanry'nin kartal gibi yükselip, havada topu beklemesi ince hesaplar, aksiyon, zamanlama ve darbeli kafa vuruşunun ağlarla kucaklamasını seyre dalmamız. Aynı anlarda Taffarel'in topu takip edişi, sağa bir adım atışı ve yaylanışı ve zamanlama ve denge ve his, tarih, gelecek nesillerin göz yaşları, teslim olmayış ve topun ağlara gitmesine izin vermeyiş ve iki ellerimizin gerilerek havaya kalkması. Son topu Galatasaray'ın hücum ederek kullanması ve maçın bitişi.
Kupayı elleyecek takımın kaptanı penaltılarla belirlenecek.
Kale seçme kurasını Kaptan Bülent kazandı, bizi gösterdi, penaltılar bizim
tribünün olduğu kaleye atılacak.
‘’Haydi oğlum, haydi Popescu'' Popescu santra
yuvarlağındaki arkadaşlarıyla vedalaştı, kulübeye göz attı, kalpler durmuş
nefesler tutulmuştu, son bir kez bize baktı, topu dikti birkaç adım gerildi,
İngiliz Ulusal takımın kalecisinin sağından yerden ağlarla buluşturdu. Sonrası
yangın yeriydi, göz yaşları sel oldu, bizim işimiz bitmişti. Söz artık bütün
dünya koordinatlarına dağılmış milyonlarındı. Bu gece barda gönlümüz hovarda,
çalsın sazlar oynasın kızlar.
Bizler maçtan sonra şampiyonluk turu attık Kopenhag'da.
Çocuklar ne harikuladeydi, bir başka ülkenin başkentinde, bir finalde kazanıp
tur atabilmek.
Dönüş uçağında artık ses yoktu, kimse de derman yoktu. 6
saatlik yolculukta servis bile açılmadı, O zamanlar yapılan işin büyüklüğünün
farkında bile değildik. Sabah hava limanı koridorları ıslıklarla İmparator
Fatih Terim melodisini mırıldanabiliyordu ancak.
Dönüşümüzü hayal meyal hatırlıyorum; hava alanında inanılmaz
bir yoğunluk vardı. Saatlerce süren o yoğun yorgunluğun üzerine binlerce kişi
yerlere uzanarak dönüş için sırayı bekliyoruz. Uçağa biner binmez herkesin
gözleri kapandı. Benim de. Bir ara susadığımı hissettim. Gözümü açtığımda
hostes ablanın sarı kırmızılı pasta dağıttığını gördüm. Onlar da
şampiyonluğumuzu kutluyordu. Herkes ağır bir uykudaydı, kimseyi
uyandıramadılar. Beni uyanık görünce pastayı bana ikram ettiler. Pastadan bir
parça yedim, ikinciyi yere düşürmüşüm. Dalmışım, gözümü açtığımda İstanbul’da Atatürk
Hava Alanındaydık.
17 Mayıs 2000, unutamam seni.
Galatasaray bir aşktır, taraftarın Çocukluk Aşkıdır, gerisi
hikayedir.
12 May 2025
Kayserispor; İki Şampiyonluğu yakından gören Erciyes Aslanı.
Biz gömülmüş Şampiyonluğu
mezardan çıkarıp şampiyon olmuş takımın taraftarıydık. 14Mayıs 2006’da Ali Sami Yen Kapalısındaydık.
Normal taraftarın o gece
tribünde olmaması gerekiyordu, öyle oldu, 30.000 deli, 30.000 sarhoş, 30.000
metafizikçi tribün adı verilen tımarhanedeydik. Kayseri’yi çabuk teslim aldık. Olurda Denizli’den bir horoz sesi gelir, bir de takıma gol attırmak için
uğraşmayalım.
İşimizi bitirirken Deniz’li
horozu öttü, çıkan gol sesini yazmak kolay, herkes duydu, tribünleri gösteren
yakın çekim kamera var mıydı bilmem, ben biraz anlatayım. Golü sanki tek bir
radyodan bütün tribün dinliyordu, yok öyle bir şey, vahiy geldi aynı anda. Aynı
sesi bir şekilde duyduk, naralar atmaya başladık, altta kalanın canı çıksındı,
bir birimizin üstünde tepindik.
Sakinleşip tribün düzeni
almamız en az beş dakika sürmüştü, bize beş asır gelen beş dakika. Futbolcular
top oynayamıyordu, hepsi ağlıyor, top
ayaklarına geldiğinde gelişi güzel birine verip ağlamaya devam ediyordu. Kayserili
futbolcular bile bırakmış, dramayı izliyorlardı. Topla alakası olmayanlar,
elini bizimkilerden birinin omuzuna yaslıyor, destek oluyordu.
Bizim maç bittiği zaman
Fener bir gol atıp durumu eşitlemişti. Ve biz o anda kaç dakika bekleyeceğimizi
bilmiyorduk. Futbolcular tribünlerin önüne dağılmış, en sakinimiz Cihan Haspolatlı
bile numaralıya çıkmış Fener maçını izliyordu. Biz tribünlerde taş kesildik,
nefes almak bile yasaktı.
Ben setin demirinde yan
duruyordum, bir ara düzeleyim dedim, dövüyorlardı. Kimse kıpırdamasın,
pozisyonunu bozmasın. Herkes inancına göre dua ediyor, kimi Ra’dan, kimi
Brahma’dan, kimi Mazda’dan, kimi Ulu Manitu’dan medet bekliyordu. Hiç inanmayan
bile o 16 dakikayı bir şekilde inançlı geçiriyordu.
Benim bedduam tutar, şu şerefsiz komşumun iddiası tutmasın diye ağır beddua ettim. Ve Yüce Gök son sözünü söyledi, Şampiyon sizsiniz. Gözyaşları, sümüklere karıştı. İnanın çocuklar, bir oluk, bir kanal olmuş olsa, dere halinde Mecidiyeköy’den Haliç’e dökülürdük.
30 Nis 2025
Kavimler Göçü
Bir alemsin havuz takımı,
1.lige doğru kavimler göçü marş komutu geldiğinde viyaklamaya başladın. Seni
çok uyardık, binme şu AA Kartel’inin salıncağına. Senede iki maça adam gibi
çıktın, bize karşı oynadın, içinizden puan alan bile çıktı, kimi oynamadan
sahadan kaçtı, Kartele karşı solucan gibi oynadınız 6 puanı hediye edip
gidiyorsunuz. Yallah, hani idama mahkûm olan Karadenizliye son sözün ne diye
sormuşlar da bu bana bir ders olsun demişti ya, siz o bile değilsiniz.
Boyunduruğunuza dövülen dövmeyi silemeyecek, sıranızı bekleyeceksiniz. Biz yine
de size değil, sizden sonrakilere bir ders olsun diye bu satırlarda not
bırakalım. En azından bu sezon kıl payı uçurumdan dönen, gelecek sezon dönememe
ihtimali olan takımlara ibret olsun.
Her sezon ligin başında,
küçük takımların önünde de uzun bir sezon vardır. İnanç, mücadele, karakter lazımdır.
İyi dinleyin yoldaş kurbağalar, hani sezon başında hani siz derenin kenarında
serin sularda aheste yüzerken, Sarı-lacivert bir akrep yaklaşır. Sözleri
parlak, vaadi büyüktür, beni karşıya geçirin size bol yemli, bol puanlı, derin
dereler sözü veriyorum.
"Bize güvenin. Fazla
ağır değilim zaten beni taşı, 6 puan ver, biz şampiyon olacağız. Kazanacağım pastadan
artığımla ömür boyu rahat yaşarsın."
Sen korkacaksın doğan
gereği, akrepsin beni de sokarsın diyeceksin, ama sözcüleri seni ikna edecek,
lağım medyalarında, zift maymunlarıyla.
Aklın yatacak, soksa o da
boğulacak benle birlikte, kurbağalık bende kalsın diyeceksin, alacaksın
sırtına. Tam derenin sonlarına geldiğinde gücünün tükenmesine bir kulaç kala
batıracak zehirli iğnesini yumuşak sırtından böbreklerine ciğerlerine.
İşi bu kalleşin, son
nefesini verirken düşüneceksin ama çok geç kalmış olacaksın. Sarı Kırmızı bir karınca
vardı hatırla, o da rica etmişti beni karşıya geçir diye de üstüne çamur
sıçratmıştın.
Son gördüğün doğa
manzarası, karşıya geçmiş Şampiyon olmuş mutlu bir karınca, dibi boylayan sen
ve karnı suyla dolmuş böğüren kalleş Akrep olacak.
Döngü bu, doğal
seleksiyonun dışında bir macera ararsan yaşayacağın kader de bu olacak. İyiler
kazanacak, kötüler batacak ne şampiyonluk ne kurtuluş.
Bu ligde yalnızca kendi
alın terinle, yüreğinle savaşanlar ayakta kalacak,
İşte bu yüzden...Bugün
Galatasaray, formasının teriyle hiçbir yere, hiç kimseye yaslanmadan, kimsenin
sırtına binmeden, geceyi sabah edip, yıldızı toprağın derinliklerinden çıkarıp
gökyüzüne fırlatarak yürüyor zafere. 5.Yıldız artık teleskoplarla değil çıplak
gözlerle de görünüyor. Bir avuç inanç, bir tutam sabır ve yürek dolusu aşk
kaldı geriye. Bu yol, sıradanların değil, akreplere inanmayanların, sırtını
kendi armasına yaslayanların yolu. Ve biz... Biz dünyanın bittiği yerde değil,
yıldızların başladığı yerde buluşacağız.
Haydi çocuklar çok az
kaldı.
10 Mar 2025
Galaxi’nin Takım Yıldızı; Alanya 1-2 GALA
Muslera 1; çok söyledik, artı eksi hakkında bir şey yazmayacağımıza yemin ettik, başkalarını dinlemedeyiz, boğazımız düğümlü, dilimiz lal.
Franki 1; Titrek İsmail’e
ettiğimiz kötü sözlerin tamamını geri aldım. 10 derece ileriye tek pası yok, rakip
sahadan bile kaleciye geri pası attı. 55 yıldır tribünlerdeyim, Tarık Çamdal
dahil gördüğüm en kötü sağ bek performansı. Futbolu buysa bilezik gibi
geçirmişler. Bir de transferi zamanında methiyeler yazmıştım. Tanıdığımızdan
değil, ismini bile bilmiyorum, yolda görsem tanımam.
El Patron 10; sadece
savunmanın değil bütün takımın patronu. Sakat, cezalı olacağı bir maçın
sorumluluğunu taşımam.10 numaralık notuyla gerçekten de sanki bir 10 numaralı
savunma oyuncusuydu.
Abdülkerim 8; ikisi
olmasa ligin ADS dahil en kötü takımına bile elek olurduk, sol bekteki vasatın defosunu
kapatmak için olağanüstü bir çaba gösterdi.
Eren Elmalı 1; Çaycı
Ahmet’e minnet ve salamlarla, boşuna kızdık kapalının önünde oynarken. Bildiğin
topu taca atma ustası. Kendisi bile en az 5 defa taca çıktı.
Thor 6; moral sıfırın
altı, aldığı numarayla orantılı. Mertens’in yokluğu (çok bilmişlikten oynatılmıyor)
hassas ikili çapa dengesini bozdu. Bir de sevgilisinden ayrılmış, bizim
beynimize tecavüz ediyor.
Sara 3; nasılsa Mertens’i
kestiler ben keyfime bakayım futbolu oynamaya başladı. Sanki uyutuldu,
uyandırıldığında da futbolcu olduğunu hatırlayamıyor.
Morata 5; koskoca Morata,
son Avrupa Şampiyonu ulus takımın kaptanı 10 numarası, ortağı Dünyanın oynayan
en büyük santraforu, sakatlıktan döndüğüne sayıyoruz. Önümüzdeki maçına
odaklandık.
Osimhen 9; kuş taşa
çarpmış, son 10 yılda transfer edilen 100’ü aşkın futbolcudan birine isabet
etmiş. Düşünün o günkü mucize olmasa, transfer kapanmış, Icardi sakatlanmış, şu
an çoğumuz bitkisel hayattaydık, lig bitsin diye makinalara bağlanmıştık, korku
filmi gibi.
Barış 9; ölüsü ilk 11
oynar, yorulmaz, vurulmaz sakatlanmaz. İkinci yarı oynadığı topla tabela
tesiriyle geri dönüş yaptı diyebiliriz.
Hayvanata hoş geldin diyoruz.
4 Mar 2025
Galaxi'nin 5.Takım Yıldızı'nın Şifresi
Önce bir durum tespiti yapalım, 11 maç kala 4 + averajla önce olan takım biziz, ve yüzümüz düşük, endişemiz büyük. Ortalığa öyle bir kötü gaz salınımı var ki, biz en az 3 maç daha kaybedeceğiz, Şerbahçe her maçını kazanacak ve Şampiyon olacak. Saldırın hocaya, saldırın başkana, bağlayın karaları, Galatasaraylı olduğunuzu bile unutun, ağıtlar yakın.
Ama beni bir kez daha dinleyin.
Geçen sezon 11 maç kala yine 4 puan öndeyiz, genel averaj her zamanki gibi rakipte ve bizle maçları var. Kalan 10 maçımız içinde yine bir BJK maçı olduğu gibi tamamı havuz takımlarıyla oynayacağız. Ne yapmışız son maça bırakmışız, Fener'e yenilmişiz, sonunda kaostan çıkmışız, Şampiyon Cim Bom yazdırmışız.
Bu sezon Fener maçı oynanmış, ikili averaj bize geçmiş. Tir tir titreyen onlar, önümüzdeki 2 maçı kazandığımız takdirde 10 puan öne geçecek, temiz balık Samsun'la oynayacaklar, Islık çaldıklarına bakmayın, mezarlıktan geçiyorlar. En ufak bir endişem yok, 5.Yıldızı GALAXI'ye göndereceğiz.
Hedefi Akdeniz olarak belirlediğimiz ilk iki maç öncesi şifreleri kırıyoruz..
1- Galatasaray mottolar takımıdır, 25.Şampiyonluğa özel unutulmaz bir Şampiyonluk mottosuyla, lafta değil icraatta başta kimi taraftarımızın etkilendiği pis atmosferden çıkacağız.
2- Takım kadro gurubu, Karantina Kadrosu, ve Geri Hizmet bölüğü olarak ikiye ayrılacak, ayrı hocalarla, ayrı zamanlarda çalışacak.
Kaan, Causta, Berkan, Eyüp gibi baştan da oynasalar sonradan da oyuna girseler taraftarın homurdandığı futbolcular, geri hizmet bölüğüne tayin edilecek, maç kadrosuna alınmayacak. Ne yazık ki anılan oyuncular, bu sezon ki icraatlarıyla bize korku vermekten daha çok rakibi cesaretlendirmektedir. Sonradan oyuna girenlerin çevirdiği maçımız yok, ama verdiğimiz maç çok.
Karantina Kadrosu; Kaleciler, Metehan, Patron, Apo, Eren- Thor, Dayı, Sara, Mertens, Lemina- Barış, Yunus, Osimhen, Kutucu, Morata. Toplam mürettebat. Toplam; Maça çıkacak ilk 11, 2 kaleci, 5 girecek, ve bir joker futbolcu olmak üzere en fazla 19 kişi.
3- Karantina gurubu yoğunlaştırılmış kampa alınacak, Okan Buruk'un oğlu, Ayhan Akman dahil hocalar, doktorlar, tercümanlar dışında kimse kampa sokulmayacak. Geri Hizmet kadrosu da yoğun antrenman temposuyla olanca kuvvetiyle hazır tutulmaya çalıştırılacak.
4- Maça çıkacak ilk 11 belli, Morata yoksa ideal kadro son iki maça çıkan Sallai ile Yunus'un değişeceği kadrodur. Mümkün olduğu ölçüde de adam değiştirmeden maça devam edilmelidir. Kulübedekiler her an maça girecekmiş gibi hazırlıklı tutulacak, teçhizatları kuşanılmış gir dendiğinde yarım dakika içinde içeride olacaktır. Morata döndüğünde Eren elmalıyla değişir, maç içinde taktik dizilişler değişebilir. Hücum kuvvetleneceği için savunmadan bir eksikle oynayabiliriz.
5- Barış'ın hücum yönünde cddi sıkıntılar var, ya çözüldü, ya geçemediği tabelaya giremediği için rahat deği, hayvanat özelliğinden tam randımanlı yararlanamıyoruz. Savunmanın sağında başlasa, hücumu daha iyi olan Franki önde olsa, Osimhen'i çok daha fazla topla buluşturabilir.
6- Sara, sağda veya solda hangisi ters ayağıysa kenar uçta denenmeli, Salah gibi, Kerem Aktürkoğlu gibi içeri kat edip şut veya orta kesmesi istenebilir. Hoca hiç denemedi bile.
7- Futbolcu ve Okan Buruk saha dışı hakkında tek bir kelime bile söylememeli, saha dışına bir sözcü, yönetici atanmalı. Mevcutların içinde böyle biri yok, geçmişte böyle bir yönetici bizde eksik olmazdı. Erden Timur dönmeyecekse bile referans olabilir en az onun kadar sosyal psikolojiyi yönetebilecek, şer cephesine anladıkları dilden konuşabilecek biri şart.
8- 25, tarihin en büyük Şampiyonluğudur, zerre riske atılmadan gerekirse Türkiye Kupasından bile vazgeçilmelidir.
Yaşasın Galatasaraylılığımızın yüksek öğretisi, Mayıslar Bizimdir, Kenetlenşin başka GALA yok,
Yeniden başlıyoruz, kavgamız kutlu olsun
28 Şub 2025
Türk Futbolu Kurtuluş Manifestosu; Türkiye Kupası Statüsü
Türkiye kupası ülkemizde bir angarya olarak görülüyor, ve sanki elenen takımlar memnun oluyorlar. Öyle bir şan şeref getiriyoruz ki belki de lig şampiyonu olmaktan daha değerli olacak.
Kupa Şampiyonu olan takım bir sonraki turnuvanın finalisti olacaktır.
Kupa Şampiyonluğu bir tür boks altın kemeri gibi bir ödülle taçlandırılacak, her takım unvanı almak için mücadele edecektir.
Diğer finalist takımın belirlenmesi; Profesyonel bütün takımlar aynı anda tek maç eleme usulü, kura çekiminde seri başı, süper lig ayrımı yok. Örnek Galatasaray, Bulvarspor'la eşleşti, kendi sahasında tek maç oynayacak. yani oynanacak maç bir önceki sezon kim üstteyse onun sahasında oynanacak. Son iki takım karşılıklı 3 maçta üstünlük sağlayana kadar basket finali gibi maç yapacak. Şampiyon bir önceki Kupa galibiyle Final oynayacak.
Maç oynamayan finalist, turnuva boyunca elde edilecek para havuzundan payına düşeni alacak.
Kupa Şampiyonu olan takım eğer alt liglerden birindeyse bir üst lige çıkarılacak.
25 Şub 2025
Rubicon Geçildi; GALA 0-0 Fenerbahçe
Galaxi’nin Takım Yıldızı
Muslera 9; gol
yemediysek yatın kalkın Günay’a dua edin. Yıllardan sonra ilk defa bir maçta
Muslera’nın da öcüsü oldu. Sakatlandığında, atıldığında eyvah çektiğimiz günler
geride kaldı. Hangi günler geldi? Muslera’nın ben artık gol yemem günleri.
Yemin etsem başım ağrımaz, maçtan önce yazdım yemez dedim.
Franki 7; bilemedim çok
tedirgin oynadı, hoca talimatı da olabilir, hiç çıkmadı, risk almadan pasları
kullandı, bu maç için tolere ediyorum. En azından kanadından tehlikeli bir atak
yemedik.
El Patron 8; aldırdığı
köy arkadaşının topuğunu toparlamaktan formu düşmüştü, umarız bir daha forma
yüzü görmez de gerçek savunma reisliğini alır. Savunma için aynı şeyleri
yazıyorum, görevinin %80’i gol yedirmemek üzerine olunca beklediğimiz hücum sekanslarını
göremedik.
Apo 7; patron için ne
yazdıysak o. Savunmanın ilk görevi gol yedirmemek. Neredeyse pozisyon vermedi,
görev tamam.
Eren Elmalı 7; sakat sol
bekleri izlemekten kendimiz hastanelik olduk, tam dedik ayakta kalan bir sol
bek çıktı, elmaya kurt düştü o da sakatlandı çıktı. Acaba kimin laneti, 3 maç
oynayan çıkmadı şimdiye kadar.
Thor 8; kolay değil hakem
avantajıyla oynayan bir orta sahaya karşı direnç göstermek. Tek tehlike Fred’in
ters diyagonal paslarıyla El Nasır’ı topla buluşturmak. Kendi oynamasa da
Fred’i oynatmadı. Beraberlik bizim işimize yarar paradigmasıyla maç puanı
verdiğimize göre başarılı.
LEMİNA 10; taraftarın scoutu yüzde bir milyon
isabetlidir. Gala taraftarı dünyada futbolu bilen tek taraftardır. Alma
dediğini almayacaksın, al dediğini ilk 11 koyacaksın. Maçın kahramanıydı. Vurduğu
girse Aslantepe’ye heykelin dikecektik.
Sallai 7; beraberliğe
kurulan bir maçın sağ açığı, ne yapsın? Hatasız bir maç oynadı en fazla, ikinci
olarak rakibin tek tehlikeli sayılabilecek adamı Kostiç’i çıkarmadı, bu da bir
şey.
Osimhen7; Morinho’nun
büyük maç taktiği, gol yeme, hele ki rakibin öne çıkmış büyük 9 numarasından
asla. Başarıyla uyguladı, atılan ortalarda çok uzun, yüksek geldiğinden topla buluşamadı.
Bir pozisyonda iki kişi birden itti. Aynı pozisyon Fener’e bir de gariban Türk
hakemine denk gelse vermese, Fener bu hafta bay, 15 gün ağızlarından ishal
olmuşlardı.
Barış Alper 6; alçak
düşüş devam ediyor, ama sıkıntı yok, Yunus iyileşti, kart cezalısıymış yine
sıkıntı yok Kutucu öcülük yapar.
18 Şub 2025
Rubicon'a Giriş
Bazı maçlar
vardır, yalnızca bir 3 puan maçı değildir, bir yol kavşağı bir kader döngüsüdür.
Galatasaray, sezonun en zorlu iki sınavına çıkarken tıpkı Sezar’ın Rubicon’u
geçtiği an gibi geri dönüşü olmayan bir yola giriyor.
Artık
tereddüt yok, artık duraksamak yok. "Alea iacta est" – Zarlar atıldı!
Bu iki maç aşılırsa, 25. Şampiyonluk neredeyse mühürlenecek. GALAXI’nin 5.
Takım Yıldızı görünmeye başlayacak. Ya bu nehrin karşısında olunacak ya da tüm
emekler suya düşecek.
Şimdi cesaret
zamanı. Şimdi tarihe adını bir kez daha altın harflerle yazdırma zamanı. Geri
dönüş, ölümün diğer adıdır, Rubicon geçilecek!
Haydi
Aslanlar!
23; Rizespor 1-2 GALA 17 Şubat 2025
Osimhen, Osimhen
Her maç olduğu gibi bu
maçta da Dünyanın en büyük takımına karşı oynadık. Bir turnuva düşünün 11 havuz
takımı var, 66 puan garantili rakip. Sindirilmiş, korkutulmuş, kasko yapılmış
hakemler, üstüne Avrupa hakem çöplüğünden gelen aç Var hakemleri ve sana karşı
ölüm kalım maçı oynayan hepsi. Bir mucizedir, bir efsanedir Şampiyonluklar.
Şehirde neredeyse pazarda limon, domates satılmıyor renklerinden dolayı.
Öylesine bir nefret, öylesine bir motivasyon. 2 puan kaybettiremezlerse Gelevera
deresi taşacak, inci kefallerinin nesli tükenecek. 2-0 önde olduğu maçı iki
oyuncusu atılarak 3-2 kaybederken kulübeden çıkmayan Hoca, neredeyse tacı kendi
kullanacak. Sebebini biliyoruz o yüzden sormuyoruz.
Maç boyu Barış Alper
topla buluştuğunda yoğun ıslık, sebebini bile bilmiyoruz, bilenlere sorduk
meğer Barış Rizeliymiş. Cehaletin, sporda nefretin nirvana noktası.
Maç kritiği yapacak
değiliz, Rubicon’a girdik yarılamak üzereyiz, maskeli korsan Osimhen
kaptanlığında ilerliyoruz. Bu kaostan da çıkacağız, Şampiyon Cim Bom yazdıracağız.
Rize deplasmanında alınan 3 puan
Şampiyonluk belirtisidir, hele bir de son dakikada gelmişse bir başka.
GALAXI’nin Takım Yıldızı
Muslera 7; Maça tam
konsantreydi, yediği golde atlasa kurtarırdı. Hep söyledik top çerçeveye
girerken, girme ihtimali varken atlayacaksın. Direkten dönen topa atladı, içeri
doğru olsa eski günlere haz bir slapajla kurtaracaktı. Son dakikada gelen yan
topa normalde atlamaz gireni seyrederdi, atladı. Fener maçı öncesi yakaladığı
form Şampiyonluk alametidir. Haydi kaptan, yanaştır şu gemiyi limana.
Cuesta 4; Ölüm kalım
maçlarının stoperi değil, normal maçlar için hiç değil, alınmış olmak için
alınmış, El Patron’a yoldaş olsun dedik bari, o da olmadı cortladı.
El Patron 6; vasat
maçlarından biriydi, belki de vatandaşını kolladı, bu maçı saymıyoruz, biz de o
da ucuz atlattı.
Abdülkerim 8; aynı
pozisyonda iki defa yine kaleye geçti, peş peşe çekilen şutları çıkardı,
savaşan 4-5 futbolcumuzdan biriydi.
Thor 6; büyük düşüş var,
ilk toplara basamıyor, transferlerden etkilendi desek hiç değil, yeri banko
olan 3-4 kişiden biri. Çok sıkı bir Nazi kampına almak lazım pazartesi akşamına
kadar.
Sara 7; ilk yarı puanı 2’ydi,
Mertens çıkınca rahatladı serbest vuruşların başına geçti en kritiğinde de
attırdı.
Franki 9; Rosa
Lüksemburg’un evladı, Armia Krajowa’nın askeri. Fransa’dan firar edip geldi,
içim rahat. İlk maçında böyle oynayanlar adını Ali Sami Yen çimlerine kanla
irfanla yazarlar.
Mertens 4; bir yorgun
demokrat, Hoca hiç dinlendirme taraftarı değil. Ne yapsın istiyor acaba, bir
maç asırlık çınar gibi yere mi yığılsın? Şu maç yalvardık oynatma diye, 30
milyon maç 11’i yazdı, 29 milyonu tam isabet maçı bitiren 11’di. İlk yarıyı
çöpe attı.
Barış Alper 5; her
futbolcunun kötü maçı çekilir Barış’ın çekilmez. Yorulmaz dediğimiz hayvanat
bile yorulma emareleri gösterdi.
Ahmet Kutucu 6; Gala öz
güveni yok, girdiği pozisyonda Eyüp’te olsa atardı. Bekleyecek kritik maçlarda son
cephane olarak kullanılacak.
OSİMHEN 10; sen bir halk kahramanısın maskeli.
Icardi’yi özleyenlere merhem oldun. Herkesten her şeyden ümit kestiğimiz anda
senden asla ümit kesmedik. Merak etme sakın Florya’da ne var ne yok satacağız
senin 100 milyonluk diyetini ödeyeceğiz.
MAÇIN DATASI
Çöpe giden bir ilk yarı
muhtemelen bütün dataları düşürmüştür, sağlam bir görüş elde edemedik.
Deplasmanda Kanije Kalesi’ni savunur gibi direnen bir takıma oyun üstünlüğü
kurduk, %54 topla oynadık. Ne var ki pozisyon üstünlüğünü sağlayamadık. 1.82
gibi düşük gol beklentisiyle maçı tamamladık. 26 kez 18 içine topla adamla
girdik, 7 korner kazandık. Mertens’in attıkları Ömer Bayram kornerlerine döndü
artık. Kaleye yakın yerden Hagi olsa %100, Sneijder olsa %80 gol olabilecek
yerden kullandığı serbest vuruş Ayder Dağına gitti.
Sara’nın Sırat
köprüsünden kullandığı kornerle kıl köprüyü geçtik. Ah ulan Okan Buruk, şu 5.
Yıldızı Galaxi’ye gönderelim bak sana ne akıllar vereceğiz. Dünyanın en kolay
ve zevkli Hocalığı GALA hocalığıdır. Takımı hafta içi, hazırla geniş listeyi
bildir, 30 milyon X ekibinin ortalama görüşü ilk 11’i sahaya çıkar, çık locada
puronu iç, maçı X ekibi sevk idare etsin, her dediğini yap, 3’den aşağı atarsan
eşek gibi anırırız.
BİZİM VAR
Var odası var mı yok mu
emin değilim. Varsa da yabancı var hakemi yerli var hakeminden daha ucuz onu
söyleyebilirim. Pozisyon yoktu denebilir, Sara’nın itilmesi dışında bir şey
yok, onu da verse zift medyası halem hokkabazları için çok iyi olacaktı. Fener
maçını kurma hevesleri kursaklarında kaldı. Şu iklimde Hakem her şeye rağmen
başarılı bir maç yönetti diyebiliriz. İlk gole Osimhen faul yaptı bile
diyebilirdi, dese kim ne diyebilir di?
Son dakika golleriyle
gelen 3 puanlar taraftarın sağlıyla oynadığı kadar rakibin kimyasıyla oynar.
Kim bilir ne çeşit bir kimyasal sıvı salgılıyorlar. Fenerli bir arkadaşımız,
dostumuz, akrabamız yok ki soralım.?
ÖMERABİ KANUNLARI 416 Notları
Reşit Ömer Kükner
1. 75. dakikaya kadar
sahadaki takım Galatasaray değil, bir aşure, Ezo gelin çorbası idi,
2. Okan Buruk narkozlu
futbolu ile ne amaçlıyor çok merak ediyorum. Tüm Galatasaray teknik direktörlük
geçmişine ihanet ediyor oynattığı oyun ile,
3. İki büyük gerçek
ortaya çıktı artık; üçlü savunma garabeti iflas etmiştir ‐ Dries Mertens sezon
sonuna kadar jübile oyuncusudur. Suç kesinlikle Mertens'in değil, 38 yaşında
dinlenmeden her maç sahaya süren Okan Buruk'ta,
4. Mertens olsa ikinci
korner golü kesinlikle olmazdı. Sara yerine kullanır Mertens'in vuruşunda
Galatasaray kontratak yerdi. Ayrıca ilk yarıda çok uygun yerden kullandığı
frikiği tribüne yolladı. Sorumluluk yine Okan Buruk'ta, bir dur diyemiyor
Mertens'e,
5. Maçı kazandıran üç
isim Frankowski, Sallai ve Osimhen'dir. Elindeki Osimhen gibi bir canavar var,
ona top ulaştıramıyorsun taktik olarak,
6. Frankowski'yi çok
beğendim, iyi transfer,
7. Cuesta'yı kim önerdi,
kim aldı bilmek Galatasaray camiasının hakkı. Topu gördüğünde bomba diye
karakola götürür gerçek seviyesi bu ise,
8. Davinson - Bardakcı
iyiydi ancak yenen golde Abdülkerim Eren'e pas değil şut attı adeta. Taçtan
golü engelleyememek büyük sıkıntı,
9. Barış Alper'e
memleketi hiç yaramadı, sürekli hücum faul yapmak olmaz,
10. Torreira yine sıradan
oynadı, arkası dönük iken kaptırdığı topta Sowe direği nişanladı,
11. Sara en dipte
başladığı maçın sonunda toparladı. Mertens'in yerinde artık ben oynayacağım
dedi. Duran topları Sara'ya attırmamak gerçek bir muamma,
12. Ahmet Kutucu telaşe
memuru hala, ilk dakikada şut atmaması hayal kırıklığı,
13. Mario Lemina varsa
ilk onun ismi yazılır orta sahaya,
14. Eren'i daha uzun
izlemek lazım,
15. Muslera ilk kez bir
maçı kurtardı son saniyede, umarım sezon sonuna kadar en az Rize'deki
performansını sürdürür,
16. Yolumuz 25.
şampiyonluk yoludur,
Yolumuz Beşinci Yıldız
yoludur,
17. Yaşasın Galatasaray!
17 Oca 2025
YAPAY ZEKA
Ağustos-Eylül: “Bu sene bizim senemiz!”
Transfer döneminin hareketliliği ve hazırlık maçlarındaki coşku, taraftarları umutlandırır. "Kadromuz taş gibi, bu sene fark atacağız!" söylemleri tribünlerde yankılanır. Galatasaray’ın Şampiyonlar Ligi maçları nedeniyle lige biraz yavaş başlaması da bu iyimserliği körükler.
Ekim-Kasım: “Hakemler bizi doğradı!”
Ligin ilk zorlu deplasmanında puan kaybı yaşanır. Hakem kararları tartışılır, penaltılar gündem olur. "Bu hakemlerle işimiz zor" yorumları, sosyal medyada trend olur. Galatasaray'ın derbiden galip çıkmasıyla taraftarlar arasındaki tansiyon yükselir.
Aralık-Ocak: “İkinci yarı başka olacak!”
Devre arasına girilirken Fenerbahçe yine Galatasaray’ın birkaç puan gerisindedir. “Erken form tutmanın bir anlamı yok, asıl maraton şimdi başlıyor” denir. Galatasaray ise puan farkını açmaya başlar, ama henüz ümitsizlik hakim değildir.
Şubat-Mart: “Kumpas var!”
Galatasaray, deplasmanda farklı bir galibiyet alır. Fenerbahçeliler bunu "ligdeki yapının açık göstergesi" olarak yorumlar. Birkaç hakem hatası daha eklenir, gündem yine “büyük oyun” olur. Taraftarlar sosyal medyada örgütlenir, dekoder iptali çağrıları tekrar gündeme gelir.
Nisan: “Bu sene olmadı, seneye kesin şampiyonuz!”
Matematiksel olarak şampiyonluk şansı sürse de içten içe taraftarlar teslim bayrağını çeker. Başkan ve yönetime “geçmişteki hataları” hatırlatan eleştiriler yükselir. Ancak yeni sezon transfer söylentileri ile umut yeniden yeşerir.
Mayıs: “Galatasaraylı komşuya mesaj atmayın!”
Galatasaray, görkemli bir şampiyonluk kutlaması yaparken Fenerbahçe taraftarı ekran başında bu başarıyı izler. “Seneye görüşürüz” diyerek bu sezon da bekleneni veremeyen takımı affetme moduna geçilir.
Fenerbahçe taraftarının bu sezonki hikayesi de, geçmiş yılların bir tekrarı gibi duruyor. Ancak umut hiç tükenmez; her bahar, yeni bir başlangıç vaat eder. 🌿
13 Oca 2025
GALAİZM; Bir Dünya Mirası
Galatasaray Kültü: Bir Rönesans, Prestoroyka ve Glasnost Hikayesi
Galatasaray, yalnızca bir futbol kulübü değil, aynı zamanda bir kültür,
bir kimlik ve köklü bir medeniyetin taşıyıcısıdır. Yüzyıllara yayılan bu hikâye,
kulübün eşsiz değerleriyle harmanlanmış ve sürekli yeniden doğuşlarla
güçlenmiştir. Galatasaray kültürünü anlamak, bu tarihsel akışın her dönemini
bir Rönesans, bir Prestoroyka ve bir Glasnost olarak okumaktan geçer.
Rönesans: Yeniden Doğuş
Galatasaray kültürü, her zorlu dönemde bir yeniden doğuş hikayesini
barındırır. Bu, yalnızca sahadaki başarılarla değil, aynı zamanda kulübün
değerlerinin yeniden keşfiyle de mümkündür. Sarı-kırmızılı forma, tarih boyunca
farklı dönemlerde bir Rönesans yaşamış hem sportif hem de kültürel açıdan
yepyeni ufuklara yelken açmıştır. Her yeniden doğuş, hars, hulus ve
hasletlerini daha da güçlendirmiştir.
Prestoroyka: Yeniden Yapılanma
Zaman zaman Galatasaray, tarihsel köklerine sadık kalarak büyük
dönüşümlere ihtiyaç duymuştur. Bu Prestoroyka dönemleri, kulübün modern futbol
dünyasında ayakta kalmasını sağlamıştır. Yönetimsel reformlar, altyapı
devrimleri ve yeni vizyonlar, Galatasaray’ın bu süreçlerden daha güçlü
çıkmasını mümkün kılmıştır. Kulüp, töresini koruyarak, DNA’sını modern dünyanın
modern futbolunun gereklilikleriyle birleştirmiştir.
Glasnost: Şeffaflık ve Açıklık
Galatasaray kültürünün en güçlü yönlerinden biri, samimiyet ve açıklıkla
camiasına yaklaşabilmesidir. Glasnost dönemleri, kulübün taraftarıyla olan
bağını yeniden tanımladığı, toplumsal bir bütünleşme yaşadığı dönemlerdir. Bu
şeffaflık, sadece yönetim değil, aynı zamanda sahadaki futbol felsefesinde de
kendini göstermiştir. Galatasaray, her zaman sevgi, saygı ve birlik duygularını
pekiştirerek ismini ve taraftarını yükseltmiştir.
Sonuç:
Galatasaray’ın Eşsiz Kültürü
Galatasaray, okuldan gelen kültür mirasını yüzyıllar boyunca korumuş ve
sürekli yenilemiştir. Bu kültür, sadece bir futbol anlayışını değil, aynı
zamanda bir yaşam tarzını temsil eder. Rönesans’ı ile yeniden doğmuş,
Prestoroyka’sı ile kendini modernize etmiş, Glasnost’u ile şeffaflık ve
samimiyetle yeni bir kök salmıştır. Bir jenerasyonun Galatasaraylı olduğu iklimi
yaşıyoruz. Biraz daha Galatasaraylı oluyor biraz daha büyüyoruz.
Bu büyüklük, saha sonuçlarıyla aşılamayacak noktaya gelmiştir ve işte
bundan dolayıdır ki, bize yetişmesi mümkün olmayanlar bir potada eritilip sanki
tek bir takım gibi her hafta başka renklerle bize karşı ölüm kalım maçına
çıkarılmaktadır. Biz birinciyiz, tamamı ikincidir. İnsanlık tarihinin görüp
görebileceği en büyük nefret ise İkinci’ nin Birinci ‘ye duyduğu nefrettir.
Yatın kalkın bir kez daha sizi Galatasaraylı yapanlara minnet duyun.
Galatasaray kültürü, sadece başarılarla değil, sahip olduğu manevi
değerler ve camiasına kattığı derin anlamlarla bir dünya mirasıdır. Bu kültür,
tarih boyunca olduğu gibi gelecekte de ışığını yaymaya devam edecektir. Yıldızlarınla
Parlayadur GALAXI.
Yaşasın Galatasaraylılığımızın yüksek ideolojisi.
5 Oca 2025
GALAXI'nin Karnesi, GALA 2-1 GÖZ GÖZ
GALAXI’nin Karnesi;
Muslera 5; Çerçeveye top gelmese 10 sene daha kalede olsa gıkım çıkmaz.
Bir kere geldi o da gol oldu. Çok sertti, köşeye gitti diyen iyimserler
çoğunlukta.
Kaan 6; Belli ki sağ saldırı bek departmanını bu sezon da Kaan’la doldurmuş
olacağız. Yediğimiz golde çok önde kaldı.
El Patron 2; İlk defa kötü oynarken gördüm, telaşlı, ürkek, sakar.
Normal bir Patron arkasından gelenin geçmesine izin vermezdi.
Apo 6; 100. Maçını oynadı günler ne çabuk geçiyor, daha dün sen bu kadar
edermisin diyenler 10.stoperi kadrolarına kattılar.
Jakobs 6; çözemedim, öyle ahım şahım, yıllarca oynayabilecek bir
futbolcu değil. Sezonluk, hatta mevsimlik, 10 maç oynasın bana yeter.
Thor 8; birkaç maçlık seviye düşüklüğünü atlattı, attığı gol güme gitti.
Çıkış periyoduna girdi, böyle devam eder.
SARA 10; Brezilya
Milli takım hocası ya futbolu bilmiyor ya da 8 numarası Zico, Socrates, Maestro
bir resital sundu. Devre arasında gol bekliyorum X’i attım, asistçini ayağına
incecilik yaptı.
Mertens 8; Bir taraftar klasiği oldu, Merteeeeeennnnnssss,
Merteeeennnns. Futbolu aklıyla oynayan futbolcuların dilencisiyiz. Büyüksün
Ciro’nun babası.
Yunus 8; dara düşersen, başın sıkışırsa omuzuna başını yasla. En umutsuz
anlarda aklından çıkarma, Yunus sahada.
Osimhen 8; topla fazla buluşamıyor veya o kafa vursun diye ortalar çok
yüksekten kesiliyor. Maç kopmadan kesinlikle oyundan çıkmamalı. Çıktıktan sonra
Göztepe üstümüze cehennem gibi çöktü.
Barış 7; boğuşmaktan topunu oynayamadı. Dediler ki bu hayvanat,
karşısına kim gelirse o da hayvanat olacak.
17 Ara 2024
PARLAYADUR ''GALAXI'nin Beşinci Yıldızı; GALA 4-3 Trabzonspor
Her küçük takım gibi Trabzonspor’da aynı duygu ve hedefteydi, Gala’dan puan al istersen küme düş. Alt ligler çöplüğü böyle takımlarla dolu, bütün sezon oynayacağı topu 2 Gala maçında oynayıp, asıl rakiplerine oynayacak derman kalmayan takımlarla.
Biz ise asıl rakibi ve
hedefi belirleyip maça çıktık. Rakibimiz ne hakem ve şebeke marifetiyle yarışta
tutulan büyük, ne de eksi puanla daha Ekim ayı gelmeden düşmeyi garantilemiş
takıma hezimetten kurtularak yenilen küçük. Biz maçları yayın yönetmenine karşı
oynuyoruz. İstediği görüntüyü saklıyor, kırpıyor, hızlandırıp yavaşlatıyor,
flulaştırıyor neticede arpasını, samanını, yalını yemini verdiklerinin borusunu
öttürüyor.
Siz planlarınızı her
hafta üstüne koyarak yapadurun, bizim planlarımız başka. Maçın başı top
Yunus’ta, kaç deniz, kaç okyanus yüzmüş, daldı içeriye doğru kıyıya paralel, o
sırada bir Dünya Yıldızı henüz kadraja girmemişti, kim bilir neredeydi Yunus’un
dostu? 6 kişinin arasından unutulmaz bir pas attı, bir de baktık koskoca
Mertens topla buluşmak üzere. Klasına Ciro’ya yakışır şekilde bıraktı ağlara,
inanın sevinmedim, acıdım. Böyle gol atılmaz, Teşkilatın tamamı kaledeyken
hakemin işaret parmağı son bir umut kulağındayken büyük Gala taraftarı inlemeye
başlamıştı, ‘’Merteeeeeennssssss, Merteeeeennnns’’
Yunus doyamadı verdiği
pasa, sakatlar kulübedeydi, İcardi’den haber vardı, jeti bekletiyorum ihtiyaç
halinde çağırın. Melo maça geldi, tribünlere çıktı, Hepsine bir hoş geldiniz
mesajı olacaktı, insanlık dışı vurdu Uğurcan’ın sağ tarafındaki doksana.
Uzun yıllar unutulmayacak
bir maç oynandı, zift medyası maçın zevkini çıkaracağına Gala’nın nasıl
kollandığını ilmek ilmek dokuyup bulmaya, patrona maçtan sonra hesabı nasıl
vereceğini düşünüyordu. Kahpeler.
Muhteşem oynayan
Abdülkerim bir anlık gafletle topu auta çıkması için bıraktı, kaleye yakın olan
yeri kollamadı, kalecisine güveniyordu, güvendiği dağlara kar yağdı. Trabzon bu
golle umutlanıp direnç göstermeye başladı. Nasıl olsa onların güvendiği dağlar
karlı değildi, menekşeler saz çalıyor, papatyalar halay çekiyordu. O an biz de
Var odasındaydık.
VAR KAYDI
-Kaleci itiraz ediyor
efendim çıktı mı?
-oyalan lan bakıyoruz,
yayın yönetmeni çizgi kamerasını göster.
-Buyurun efendim yarım
metre geçmiş çizgiyi
-Teknik olarak topun
sibobunu çizgiye değdiremiyor muyuz?
-Mümkün değil efendim işten atarlar bir sonraki maç yerime başkası gelir daha beter olur, golü iptal edin gitsin.
-İptal edersek sonumuz gelir biraz daha oyalayın düşünelim.
-Beyler kaptanlar, taraftarlar sıkıştırıyor, abluka altındayız bir an evvel verin şu kararınızı.
- Dur ulan patrona soralım, yayıncı orda mısın? Çizgi kamerasının görüntüsünü vermeyeceğine yemin et lan.
- Valla Billa hocam, çekemedik
deriz elimize mi yapışacak kamera.
-Hocam tamam biz izledik, top çıkmadı, ekstra prim talep ettik, Whatsapptan IBAN gönder.
-Peki efendim golü verdim
zaten, kararımın arkasındayım.
Son saniyelere 3-3 girdik,
son dakikaların büyük golcüsü Batman’la birlikte. Sol taraftan bir serbest
vuruş, topun başında Maestro. Top epeydir gollerde görünmeyen ustada. Ölçtü biçti,
gez göz arpacık, tetiği çekti, 20 kişi topa yükseldi Batman’ın vuruşu
Şampiyonluk alametiydi. Gecenin nemi düştü gözlerimize, ıslak ıslak bakmaya naralar
atmaya başlarken söz verdik. Senin için yakarız Dünya’yı Cim Bom.
GALAXI’nin Karnesi
Muslera 1; Apo senin
yerine 2.5 sezondur ne toplarda kaleye geçti, senden daha çok gol kurtarırken
defalarca sakatlandı, hala sakat sakat oynuyor. Bir kere de sen onu kurtar be
kaleci bir kere.
Jelert 4, İzbandut Makayeme
karşısında tüy sıklet savunmacı. Nefes verdiğinde bizimki yıkıldı. İyi futbolcu
olabilir, ama en azından kendi sıkletine yakın bir hücumcu, misal Eyüp’lü Halil
gibi, Deniz Türünç gibi biri olursa oynatın.
Kaan 7; Sakatlıktan
döndü, El Patron’a bir maç daha istirahat verdi, savunmayı yönetti.
Abdülkerim 9; Golü
yedirdi diye not kırmam, golü kurtardı diye verdiğim not anasının ak sütü gibi
helal. Özelde Muslera’yı genelde takımı kurtardı.
Berkan 6; Nöbetçi sol bek
olarak oynatıldı bu kez. Maç 4-3 bitmemiş olsa mükemmel oynamış yazardık. Emaneti
Jakobs’a vukuatsız teslim etti.
Thor 7; Duyduk ki
sevgilisinden ayrılmış. Lan sevgilin Galatasaray senin, belki de Melo’ya gösteriş
maçı oynadı, ortalamasının altındaydı.
Sara 7; Serbest vuruşları
Mertens kullanıyor diye suratı asık, belli de ediyor. Ama bu iş böyle çocuk,
yaşın genç kim bilir kaç yüz serbest vuruş kullanacaksın. Mertens izin
vermediği sürece sakın bulaşma. Bak o biliyor senin ne zaman kullanman
gerektiğini.
Sallai 7; görünmez kahraman, takıma taraftara uyum tamamlandığında Valverde'ye dönüşecek.
MERTENS 10; seni 5 yıldızlı general formasıyla binlerce
taraftarla omuzlarda göndereceğiz, minnet ve sevgiyle
Yunus 9; Tabelayı
aldırdı, bir Messi resitali sundu, oyunu 90 dakikaya yayabildiği zaman Messi’yi
de geçecek.
Barış Alper 8; Alçılı
sargılı ayakla oynarken, Şebeke 2-3 maçlık sakatlayamayan Manaj’a artık ne ceza
keser bekleyip göreceğiz.
Batman; şu adamı en kolay
maçta bile ilk 11 oynatmayın, şu adamı ihtiyaç olmasa bile her maç son 10
dakika oynatın.
VERİ
%58 le topla oynama, 2.55
gol beklentisi üstünlüğüyle maçı tamamladık. Milli takım kalecisinin kaleye 22
şut çektik, çoğu isabetliydi, kaleci kurtardı, kimini de biz ya aceleden ya
vuruş tercihi dolaysıyla kaçırdık. Maç çok ağır bir skora gebeydi.
397 pası %80 isabetle
yaptık. Kendi sahamızdaki bir maç için ideal dolu bir pas trafiği maçıydı.
Son dakikada atılan
galibiyet golü, 3 puandan çok daha fazladır. Peşinden geleni uyutmaz, bir
sonraki maç pususunu kurdurmaya başlar, ellerine gözlerine bulaştıracaklar. Siz
hepiniz biz tek Şampiyon Cim Bom yazdıracağız.
ÖMERABİ KANUNLARI 416 Notları
1. Son dakika golleri
Galatasaray'ın şampiyonluk alameti farikasıdır,
2. Michy Batshuayi'i
elleriyle Galatasaray'a ikram eden kıt futbol aklına bin şükran. Abdülkerim
Bardakcı'dan sonra ikinci kıyağı oldu Galatasaray'a. İlk 11 çıkmasın artık,
yedekten girip şampiyon yapacak,
3. Galatasaray uzun top
dışında hiçbir çözümü olmayan Trabzon'dan üç gol yendi. İlki dışında ikisini
amatör takım yemez ama Yalı'nın yayın ayağı dışarıdan çevrilen topu nasıl
gösterdi bilemiyorum. Futbol cinayetidir. Önümdeki topun auta çıktığını net gördüm
oturduğum açıdan,
4. Abdülkerim golü
yedirdi ancak Dragus'un topunu çizgiden çıkartarak galibiyeti getirdi. Stoper
kornere atabileceği topta rakibi engelleme varyetesi yapmaz,
5. Dries Mertens canımız
ciğerimiz ama dördüncü gole kadar Gabriel Sara'ya frikik attırmadı,
6. Beşiktaş maçında
Osimhen'e attırdığı golün fotokopisini yaşattı Sara. Üç Trabzonlu savunmacı
Osimhen'i tutmaya çalışırken bomboş kalan Batshuayi şampiyonluk golünü attı.
Dördüncü gol aynı yerden bir dakika önce atılmadıysa sebebi Mertens'in frikiği
doğrudan kaleye vurmasıdır,
7. Yunus harika ilk
yarıdan sonra oyundan düştü. Attığı gol ve Mertens'e asisti 10 numara idi,
8. Barış Alper biraz daha
sakin kalabilse maç çok farklı biterdi,
9. Torreira orta sahanın
kalbiydi,
10. Berkan ilk golde
rakibi kaçırdı, onun dışın beğendim,
11. Jelert babası
yaşındaki Nwakame'yi durdurmayı beceremedi bir türlü,
12. Kaan Ayhan
sakatlıktan iyi döndü,
13. Sallai'nin yakaladığı
tüm pozisyonlar soluna geldiği için istediği gibi vuramadı,
12. Osimhen'in adı yeter,
13. Muslera iyi, hoş ama
o kadar artık,
13. Son üç maçtır
rakipten bazı kamikazeler sırf oyuncu sakatlamak sahaya çıkıyor. Ozan Turan'ın
Yunus'a tekmesine nasıl kırmızı çıkmadı anlayan varsa beri gelsin,
14. Galatasaray'ın
şampiyonluğu saha içinde engellenemez, ortaya açık biçimde çıktı. Tek silahları
Yalı'nın dört bacağıyla direnmek,
15. Yolumuz 25.
Şampiyonluk yoludur,
Yolumuz Beşinci Yıldız
yoludur,
16. Yaşasın Galatasaray!













