10 May 2008

İmparatorluktan Commendatore'lüğe


Foyası ortaya çıkan insanın Galatasaray'lı olmasınamı üzülelim, tezlerimizde haklı çıktığımıza mı sevinelim. Geçikmişti ödülü, aslında alırken suratınada bir bakın, nasıl utanacak göreceksiniz. Fatih Terim, 8 Mayısta İtalyan Hükümeti'nin Devlet Nişanını alacak. İtalya'ya sanat, edebiyat, ekonomi, kamusal veya askeri alanlarda hizmet etmiş kişileri onurlandıran bir ödül. İmparatore bundan böyle Commendatore adıyla anılacak. Adana Motor Sanatı bitirememiş sanat olmaz, bir kitap vardı ortada adına yazıldı ama eşi yazmıştı edebiyatı sil, İtalyan ordusunda askerlik yapmadı, askeri hiç olmaz. Ödül sporada verilmiyorki hadi diyelim Milan'da 3-5 maça çıktı. Sosyal desek oda bir tv programında hokkabazın biri taklidini yapmıştı daha ötesi bir şey yok. Geriye ekonomi kalıyor ki tam isabettir o ödülü Fatih Terim'in alması. Birazda ben açayım ödülün kapasitesini ekonomi politik diyelim ve daha önce yayınladığımız tezlerimizi bir kez daha su yüzüne çıkaralım.

Çeteistanımızın İmparatoru; Fatih Terim'e bu ülkede kelle başı 1000 dolardan işadamlarına konferans verdirdiler. Bir cümlesinde dediki”motivasyon hikâyedir, iyi bir takımınız yoksa.” Bunu duyan karını yeterli görmeyen iş adamı hemen ekibini değiştirip çuvalla tazminat ve transfer parası ödeyerek yeni bir ekip kurmaya karar verecekti ki imparatorun ikinci cümlesi patlak verdi.”iyi bir iş yapabileceğinize önce kendinizi inandırın.” Patronun kafası karıştı. Yani kötü ekiple iyi isteklendirme yapıp başarımı sağlayacağım. Ya da iyi ekip kurup ben tatilde puromumu tüttüreceğim. Her ikiside canım. Batarsan diyeceksinki ekibim kötüydü. Ya da iyi isteklendirme yapamadık. Her cümlesine ben diye başlayan bu adamı para vererek dinleyen sermayemizin de ne kadar üretici olduklarını görüyoruz yıllardır. Konumuz değil ama milyonlarca işsizi çalıştırıp sömüremeyen kapitalist mi olur.İmparator Milana çalıştırıcı atandı. Muhabir sordu. Nasıl bir duygu efendim. Şaşırmadı bu makamlara toprakları tırnaklarıyla kazıyarak geldiğini, çalışan her Türkün gelebileceğini falan söyledi. Sonra Milandan kovulduğunu gene muhabirden öğrendi. Anlamamıştı çalışırken kovulacağını. Gene şaşırmadı hakkının yendiğini söyledi Milan hata yapmıştı. Yerine geçen adamdan daha iyi bildiğini biliyordu nasılsa. Havası sönen Milan, Fatih Terimi kovduktan sonra, önce Avrupa sonra dünya şampiyonu olacak bizi şaşırtacaktı.

Takım UEFA kupasını kazandı. Popescu penaltıyı Arsenal ağlarına gönderdiği an az daha beni şaşırtıyordu. Futbolcular maçtakinden daha hızlı koşarak kalenin arkasındaki taraftarlara koşarken o da koşmaya karar vermişti. Son anda durdu. Şaşırmaması gerekiyordu. Kendisinin beklediği başardığı normal şey için gereksiz yere zaferi başkalarıyla neden paylaşsındı. Hâlbuki gariban bir Adana çocuğu olarak sanat okulundan atılmış her sağlıklı erkeğin oynadığı oyunu oynamış iyide oynamış Galatasaray’a gelmiş yıllarca kaptanlık yapmış o takımın başına geçmiş, ülkenin en büyük derecesini yapmış bütün bu olanlara şaşırmamıştı. Şaşırsaydı şaşırmanın gerçeğe açılan kapı olduğunu o da görürdü.Yalçın Küçük hoca gibi. Oda Alberto Aynştaynın ağzı bir karış açık şaşıran fotoğrafını görüp şaşırabilirdi. Şaşırmak veya şaşırtmak gerçeğe açılan bir kapıydı. Yıllar önce bir İstanbulspor maçının son dakikasında Galatasaray bir penaltı kazanmıştı 9 puan gerideydi liderden. Topun başına geçen Hagi penaltıyı atarak ümitlerin yeşermesini sağladı yeniden. Milan maçına Ali Sami Yende son 5 dakikaya 1-2 girilmiş Hakan Şükür karizmayı kurtaracak ama Galatasarayı kurtaramayacak golü atmıştı. Tam maç bitecekti ki bir penaltı verildi. Ümit Davala Milanın işini bitirip Galatasarayın ve Fatih Terimin başına iş açmıştı. Popescunun Danimarka da attığı son penaltı golü ise İmparatora apolet taktırmıştı. Ne yazık ki hocamızın kaderini son dakka penaltı golleri çiziyordu. Inzagi son dakikada penaltıyı atamamış Milano- Bodrum transit bileti aldırmıştı. İşin aslı astarı ise şöyleydi.Bu ülkede her şeyin bir çetesi, kastı vardı tabiatıylada çete reislerine ihtiyaç. Futbolun getirisinin de çetelerce farkına varılmasıyla harekete geçilmişti. Çok ince ve derin araştırmalar yapılmış dünya görüşü ve en çokta sadakatiyle en uygun adam seçilmişti. Önce milli takıma, sonra da görüntüsü değişik ve büyük, olası zaferlere en yakın pilot takımın başına getirilmişti. Herkes susturulup kusturulmuş, büyük paralarla dünyanın en büyük futbolcuları transfer edilmişti. En iyi Türk futbolcularda aynı yerde konuşlandırılarak marşa basılmış, başta Hagi olmak üzere Taffarel, Popescu ve gelmiş geçmiş en büyük Galatasaray takımıyla ulaşılmaz yerlere gelinmiş, imparatora yeşil pasaport verilmiş tam isabet sağlanmıştı.İtalya ile Çeteistan arasında Apo yüzünden husumet çıkmasaydı kimsenin aklına bile gelmeyecekti Hocayı İtalyaya sürgüne göndermek. Çeteistan başbakan yardımcısının takımından yapay bir geçişle İtalya başbakanının, dünyanın en büyük takımına getirilmişti. Ne vardı bunda büyütülecek canım. Ülkeler arasındaki gerginliği saymazsak tabi. Zavallı Fatih Terim öyle olur zannediyor. Yanına ayakkabısını valizini taşıyan Müfitide alıp kulübeye oturuyor. Aynı Hakan Şüküre hadi koçum demişti ya, Şevçenkoyada hadi aslanım üç kişiyi çalımla golünü at ben cebime para koyayım. Hani Emreyi dövmüştü ya atıldı diye. Maldiniyede fırça çekerdi canım ne olacaktı ki. Kovdular. Adanalı fakir oğlu fakir, sanat okulunu bitiremeyen cahil, mert delikanlının hikâyesi işte böyle aynıyla vakidir.

İtalya'nın Apo yüzünden Türkiyedeki ticari ilişkileri bitmek üzereydi. İtalyan markalı kravatları yakmaya başlamıştık ki Fatih Hocam İtalya'da buldu kendini. Hem italyan maçları seyrettik sayesinde hem de Versace takım elbise giydik. Unuturmu seni be hocam İtalyan Hükümeti. Yanlız ödül çok geç verildi

Hiç yorum yok: